Tanıdığım bir çok kişi var. Şöyle bir düşündüm de ben bu kişileri nasıl tanıyorum. Başlayalım haydi :)
Öncelikle Hüseyin’den başlamak istiyorum. 7. sınıfta Bil dersanesindeyim. Ders Fen Bilgisi Sevda Ak adında bir öğretmen. Önümdeki arkadamdakilerle sürekli konuşuyorum. Ha bir de yanımdakilerle. Yanımdakini kaldırdı ve yeni gelen Hüseyin adında turuncu kafalı bi oğlanı oturttu :D O zamanlar daha da tutuncuydu kafa :D E tabi konuşacak adamı ağzını tıkasan bile durduramazsın biz hala konuşuyoruz Hüseyin’le. Size yemin ediyorum ilk derste şirket kurma planları yaptık :D Ve akabinde neler neler. Konumuz o değil o yüzden boş verin asıl konu tanışma kısmı :D
Furkan a gelelim ki onunla da sekizinci sınıfa geçtiğimiz yaz tatilinde tanışmıştık. İşte ben Aral Fen dershanesine gidiyordum sırf birlikte olalım diye.. :D Hüseyin tanıştırmıştı yani tam hatırlamıyorum detayları ama malesef…
Yine bir Furkan’a gelelim. Furkan Otlu ya. MFO yani :) Her neyse. 5. sınıftayız. Etüt merkezi mi Etüt dershanesi mi ne vardı sadece ilköğretim üzerineydi. 5. sınıfta da oradaydım işte. Şimdi adı Bilgi Etüt Dershanesi. Hüseyin Çağlar adında bir hocamız vardı. Derslerimize paso o girerdi. De Furkan’la nasıl tanıştık tam hatırlamıyorum da 8-10 kişilik bir sınıftık zaten orada bi vesileyle tanışmışızdır :D Ama şimdiki gibi samimi olmamızın mazisi çokta uzak değil. Bu yaz tatilinde teravih namazından önce Furkan Altınkaynak ile oturuyoruz meydandaki çay bahçesinde, Hüseyin’i bekliyoruz. Bir baktık Hüseyin’in yanında Furkan Otlu.
Normalde hep 3 kişi olurduk Hüseyin ben Furkan, o gece 4 kişi olduk. Diğer gecelerde de :D Ardından muhabbet koyulaştı ortak alanlar çoğaldı kafalar uyuştu ve durum bu yani her gün buluşuyoruz aşağı yukarı en samimi arkadaşlarımdan..
Gelelim Mehmet Can’a. Onunla tanışma durumumuz biraz fena. Bana ilk söylediği sözlerden birisi, “bak o kız benim kardeşim gibi ona yapılan bir şey bana yapılmıştır” demişti :D Tabii ki de ortada bir şey yok o zamanlar ergenlik dönemleri 7. sınıftayız.. :D 7. sınıfın başlarıydı :)
Gelelim yamuk föne. Ezgi Sevdi. Onunla da 5. sınıfta Furkan Otlu ile aynı sınıftaydık.. :D Samimiyetimiz de var lise başından beri.. :) Yamuk fön dememin hikayesi ise bir gün saça başa bir şekil vermiş akla zarar. Recep İvedik filminde Recep İvedik’in birine dediği laftı. Hatırladığım kadarıyla ne bakon yamuk fön gibi bir şey diyordu. O anda Ezgi bana bakarken kadının saçlarıyla Ezgi’nin saçlarını benzettim kendimi de Recep İvedik olarak hissettim çıkmış bulundu laf ağzımdan.
Gelelim Halil İbrahim’e. Halil İbrahim Bağış. Onunla da 7. sınıfta Bil dershanesinde tanıştım. İlk nasıl tanıştık hatırlamıyorum malesef. Belki İbo hatırlıyordur. İbrahim’cim hatırlıyorsan anlat bende yazayım buraya… :)
Beyza Küçükçaparaz. Evet onunla da 7. sınıfta Bil dershanesinde tanıştım ve detaylar mevcut değil :D
İrem. İrem Tarakçı. 4. sınıfta Fatih İlköğretim okuluna gelmiştim. Öncesinde Sakarya İlköğretim okulundaydım. Anne baba öğretmen. Hepsi de farklı farklı okullarda. Ablam desen o da sanırım o aralar üniversite sınavına hazırlık için Akhisar’da bir dershanedeydi. Tam hatırlamıyorum. En net hatırladığım şey Fatih İlköğretim okulunda 4. sınıfa yeni gelmişim, 500 kişinin içinde tanıdığım bir Allah’ın kulu yok. Biliyorum öncesinden 4-A sınıfında olacağımı.
Ikına sıkına soruyorum birilerine 4-A sınıfı nerede? Ondan sonra Ahmet Orhan Sarı öğretmenimi gördüm. Hah dedim işte bir tanıdığım insan. Beni aldı sıraların arkalarına doğru gittik. Birisinin karşısına dikti ve dedi ki: Emin bak oğlum bu arkadaşın yeni geldi bu arkadaşın sana emanet tamam mı. Tamam öğretmenim. Emin ise Emin Erçelebi :) Sınıfa gitmeden Emin birilerine söyledi mi ne yaptı millet bana bir bakıyor akıllara zarar.
Sınıfa gittik ben bir sıraya oturdum 4 tarafımı çevirdiler ve soru yağmuru başladı. Adın ne nereden geliyorsun iyi top oynar mısın niye geldin offff. Hepsini tek tek cevaplamaya çalıştım tabi ki ilk günden papaz olmanın alemi yok. O soru soranlardan biri de işte İrem Tarakçı’ydı. Tam olarak ne sorduğunu hatırlamıyorum fakat sonrasında 4. sınıftan 7. sınıfa kadar didiştik durduk. E insan bir süre sonra büyüyor. Büyüyor ve yapılan çoğu şeyin hiç bir anlamı olmadığını anlıyor. 8. sınıfta eskisi gibi değildik o zamandan beri de aramız iyidir.. .:)
Samimi arkadaşlarım bu kadar mı? Tabii ki hayır. Fakat 650 kelimeyi geçti bu yazı yoktan benim ellerim de yoruldu. Ayrıca saat 12.08 ve kahvaltı yapmadım biliyor musunuz? Neyse buraya kadar okudunuz bıkmadan Allah razı olsun haydi kendinize iyi bakın. Büyük ihtimal yazının ikinci bölümünü de çıkaracağım :)
Düzenleme: Evet evet bu yazının ikinci hatta 3. bölümünü de çıkaracağım. Facebook’tan baktım da kimler kimler aklıma gelmemiş. Darılmak gücenmek yok ayrıca kolay değil parmak bu kadar bir yazı için binlerce yere gidiyor. Neyse sağlıcakla :))












Yorumlar
teşekkürler.Güzel bir çalışma.